18 Mayıs 2016 Çarşamba

çıt. çıt. çıtırt.

memlekete giden otobüsün içinde kulağımda diego'nun haykırışı içimde ta şuramda en kuytumda kırılan kalbim. sanki ilk defa varlığını hissetmişim gibi...
hikayedeki hep giden taraf olmaya alışkınlığımdan mıdır, kimseyi kendimden daha fazla sevmediğimden mi bilmem hiç başıma gelmeyeceğini düşündüğüm bir ses duydum. çıt etti kalbim ve tam orta yerinden bölündü hayatım.
artık hiçbir şey eskisi gibi olmadığı için eskiden bildiklerime sarılıverdim. kardeşime, anneme, babama, fotoğraf albümlerine, 90'lar türkçe popa, lisede girdiğim yeşil konversime, ve belki çok daha öncesine intaş'taki evimizin küçücük mutfak balkonuna... insan ölebildiği zaman ölürmüş demiş albay; ölmüş müymüşüm, nefes almıyormuşum ne o zaman işte sanki daha çok yankılandı. çıt. çıt. çıtırt. öyle kenarından da değil yanlış anlaşılmasın. tam orta yerinden, hayatla uyuşan tüm dokularımın olduğu yerden... kırılıverdi bir gün. saat yediye iki vardı. ben her şeye en başından, memleketten başlamaya karar verdim.

gitmedikti. kalmadıktı.

yazarsam kalır diye korkuyorum. yazmayayım, konuşmayayım, böylece uçup gitsin her şey. gözündeki maviyle yeşilin karışımı uçsun, sesinin titrekliği uçsun, "sen yıllardır neredesin"deki sitem uçsun, benim kalp atışlarım havalansın sonra, saçlarım uçsun, göğüs kafesimin içindeki tiktak dursun. yalnızlığımız bizim sidikli kontesimiz, dün gece kabataş'ta sevgi duvarını beraber aştık. el ele tutuştuktu da vapur bekliyorduktu sonra o banktan kalkamadıktı martılar ve büfe tostunun nahoş kokusu el ele verip itekledi bizi. kıta değiştirdik.

29 Aralık 2014 Pazartesi

omurgamı aldın benim.
omurgamı aldın.
omurgamı aldın.
omurgamı.

niye?

b. keskin

cinayet kışı

bir kereye mahsus yaşanan her an
kendi hatasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde
içinde barındırır.

bana kanatlarımı bıraktırdılar.
bana ihaneti öğrettiler.

başka haber yok.

b. keskin

28 Kasım 2014 Cuma

şimdi sen.

şile'den kadıköy'e dinlediğimiz bir dem albümünde her şey çalınmış, söylenmişti. sonra ben yan çizdim. sen benden nefret ettin. sonra biz paralel evrenimizde bir ağaç kovuğuna saklandık.


"hani kahramanlar gibi sevecekken seni, masal bitti."
geriye galaksinin bir sureti kaldı.

21 Mayıs 2013 Salı

elimi çeksem senden olacağım,
çekmesem kendimden.

c.s.

21 Ocak 2013 Pazartesi

çok korkuyordum kaç gündür. ölürsün diye çok korkuyordum. söylediğim onca şeyi aslında söylememş olmak istiyordum. her şey çok gerçekti. insan ölebileceği zaman ölür demiş albay. öyle bir şey içimdeki.
en güzel masalı hep sen anlattın. truvayı, parisi, güzel heleni; odysseus'un bitip tükenmeyen yolculuğunu; karl marxı; brahmsı bachı mozartı; en çok da istanbulu, eskiyi, tangoyu, büyükbababmla babannemi; karaköydeki altgeçiti, bankalar caddesini, şişhaneyi, boğazı; midye tavayı birayı; rakı balığı; sarhoş olmayı; güzel şarkılar dinlemeyi, albert camus'yü, yabancıyı, turgenyevi; kadıköy çarşıyı, moda çay bahçesini; yalnızlığı, asla ve asla sır vermemeyi; kaz dağlarının üstünden batan güneşi, bodrumda yediğim en güzel kalamarı; suyun öte yanını uzakları ama hep yakın olmayı; gurur duymayı, gururlanmayı; chansonları ve bitmesini hiç istemediğim güzel hikayeleri ve şarkıları ve romanları ve şiirleri ve dünyayı hep sen anlattın.


bi daha hiç çocuk olamam, kızın olamam diye çok korkuyorum.

küçücük kalıp koskocaman bi kadınmışım gibi rol yaparım diye çok korkuyorum.

buna alışırım diye çok korkuyorum.

memlekete, xanthi'ye gidemeyiz diye çok korkuyorum.


ben şimdi ölürsün diye çok korkuyorum.

ölürsen bütün bunları unuturum diye çok korkuyorum.

en çok da bi daha baba diyemem diye korkuyorum.